14 Kasım Dünya Diyabet Günü
Tarih: 13.11.2009 Saat: 13:59
Konu:


Her yıl 14 Kasım'da Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF)'un işbirliğiyle düzenlenen Dünya Diyabet Günü, diyabet hastalığı açısından ortak bilinç geliştirmeyi amaçlayan bir etkinliktir. İlk kez 1991 yılında düzenlenmiş olup, her yıl binlerce diyabetle ilgilenen sağlık çalışanını ve milyonlarca hastayı ve hasta yakınını karşılıklı etkileşim içinde birleştirmektedir.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü
Her yıl 14 Kasım'da Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF)'un işbirliğiyle düzenlenen Dünya Diyabet Günü, diyabet hastalığı açısından ortak bilinç geliştirmeyi amaçlayan bir etkinliktir. İlk kez 1991 yılında düzenlenmiş olup, her yıl binlerce diyabetle ilgilenen sağlık çalışanını ve milyonlarca hastayı ve hasta yakınını karşılıklı etkileşim içinde birleştirmektedir.

Dünya Diyabet Gününde her yıl belli bir konu öne çıkartılarak o konu üzerine dikkatler çekilmektedir. Bu sene de DİYABETİK AYAK seçilmiştir.

Diyabetik Ayak, diyabete özgü bir karmaşa olan nöropati (sinir hasarı) ve diyabete sıklıkla eşlik eden periferik arter hastalığının sonucu olan iskemi zemininde aşırı basınç yükü ve enfeksiyonun da katılmasıyla oluşan, organ kaybına götürebilen, ruhsal, bedensel sosyal ve ekonomik yönden ayrıcalığı olan bir komplikasyondur.

Diyabetik nöropati kötü kan şekeri düzeylerinin sinir uçlarına verdiği hasar nedeniyledir ve diyabetlilerin yarısından fazlasında görülür.

Derideki çatlaklar, sağlıklı olmayan tırnakların ve nasıra yakı uygulamalarının verdiği hasarlar bakteriler için giriş kapısı oluşturmaktadır. Kuru deri nedeniyle oluşan çatlaklar, topuk kenarlarında kalın tırnakların komşuluklarında yer alır.

Diyabetik ayak lezyonlarının %80-90'ında belirgin iskemi olduğu bildirilmiştir. Kötü kapiller dolaşımı olan soğuk ayak ve nabızların yokluğu veya zayıflığı ülser riskine işaret eder.

Diyabetik ayağın ülserlerinin sınıflandırılmasında Wagner tarafından tasarlanan sınıflama sistemi kabul görmüştür. Sınıf (grade) 0-5 arasında derecelendirilmektedir.

1, 2 ve 3 sınıf ülserlerin etyolojisinde ön planda sinir hasarının, 4. ve 5. sınıf olanların ise periferik vasküler hastalığın sorumlu olduğu düşünülmektedir.

Diyabetik ayak, diyabetlinin hastaneye yatışındaki en önemli sebeptir. Hastanede kalış sürelerinin uzunluğu ve sonucun her zaman yüz güldürücü olmadığı da bir gerçektir. Uzun süreli antibiyotik tedavisi, cerrahi, vasküler cerrahi, ortopedi vb. pek çok kliniğin yoğun mesaisini gerektiren ve maliyeti yüksek olan bir sorundur. Diyabetik ayağın tedavi maliyeti ortalama 20 bin dolar civarındadır. Tüm Tip 2 DM'lerin %50'sinde riskli ayak mevcuttur. Diyabetik ayak diyabetlilerin %15'inde görülür. Travma dışı nedenlerle gerçekleşen amputasyonların %40-60'ı diyabetin kötü kontrolü nedeniyledir. Amerika'da 1 yılda ayağı kesilen hastaların sayısı Vietnam Savaşında ayağı kesilenlerden fazladır.

Oysa glisemik kontrolle ve iyi bir bakımla amputasyon riski %54-%60 azalır. Evde kan şekeri takibi ile diyabetlinin organ hasarının %30-70 oranında azaldığı ortaya konmuştur.

Kimlerde diyabetik ayak riski fazladır?

  • Hastalığın ve tedavinin bilincine varamamış hastalarda ayak ülseri riski daha fazladır. Diyabet eğitimi almamışlarda amputasyona giden ülserlerin 3 kez sık olduğu belirlenmiştir.
  • İleri yaş başlı başına risk faktörüdür. 44 yaş ve altındakilere göre ülser riski 45-74 yaşlarında 3 kat, 75 yaş üstünde ise 7 kat fazla bulunmuştur.
  • Kötü glisemik kontrol (Hba1C'nin %6,5 üzeri olması)
  • Diyabete bağlı göz hasarı (retinopati) ve böbrek hasarı (nefropati) olan hastaların yaygın küçük damar (mikrovasküler) hasarları olması ve görme azlığının yarattığı sorunlar nedeniyle ülser gelişimine yatkındır.
  • Sigara ve alkol alışkanlığı
  • Erkek cins
  • Düşük sosyo ekonomik düzey
Diyabetik ayak nasıl önlenebilir?

Yukarıda risk faktörlerini sıraladığımız diyabetik ayağın oluşmaması için neler yapılabilir? Burada KORUYUCU HEKİMLİK çok önem kazanıyor. Diyabetik ayak oluştuktan sonra ise tedavi için ekip yaklaşımı gerekmekte. Hem hasta hem de tedavi ekibi için uzun ve meşakkatli bir sürecin başlaması söz konusu.

Koruyucu hekimlik adına bu konuda Diyabetik Hasta Eğitiminin önemini bir kez daha vurgulamak gerekiyor. Eğitim yüksek riskli ayağın korunmasında vazgeçilmez koşuldur Bir dizi önlemle ülser ve amputasyon riski azalmaktadır.

Bu önlemler nelerdir?

  • Her gün ayaklar gözden geçirilmeli, ılık suda yumuşak bir sabunla yıkanıp, özellikle parmak araları iyice kurulanıp, aşırı terleme sorunu varsa parfümsüz talk pudrası, kuru ayak özelliğinde ise parmak araları hariç vazelinli losyonlar uygulanmalıdır.
  • Ayaklar ısı kaynaklarından korunmalı (soba kalorifer, termofor sıcak su vb.) ve banyo suyunun dirsek ve elle kontrolü sağlanmalıdır. Ayakları ısıtmak için gerekirse yünlü çorap tercih edilebilir.
  • Tırnaklar, temiz ve yumuşak olduğu tercihen banyoyu takip eden dönemde ve düz kesilmelidir.
  • Uygun ayakkabı seçilmeli ve giyilmeden önce mutlaka içi elle ve gözle kontrol edilmelidir.
  • Yeni ayakkabı alırken daha çok ayakların şiş olduğu öğleden sonrası tercih edilmelidir.
  • Parmak arası terlik ve sandalet türü tercih edilmemelidir.
  • Mümkünse 2 gün üst üste aynı ayakkabı giyilmemelidir (ayakkabıların havalanması, koku ve hijyen yönünden sağlıklı olması için 24 saat gereklidir).
  • Kesinlikle yalın ayak dolaşılmamalıdır.
  • Çoraplar her gün değiştirilmelidir.
  • Sentetik çorap yerine pamuklu ve merserize çoraplar giyilmelidir.
Yukarıdaki maddeler diyabetik ayağın oluşmaması için basit, kolay ve ucuz tedbirlerdir. Ancak hastalarımızın ve onları izleyen hekimlerimizin bu konuda duyarlı olmaları halinde hayata geçirilecek tedbirler arasında yer alır.

Diyabetik ayak geliştikten sonra ise yapılabilecekler ülserin yeri ve sınıflamasına göre değişmektedir. Tedavide ekip yaklaşımı olmazsa olmazdır. Hastanelerde diyabetik ayak konseylerinin oluşturulması ve bu ekip anlayışının yaygınlaştırılmasının önemi de çok büyüktür.







Bu haberin geldigi yer: Bayburt Saglik il Müdürlügü
http://www.bayburtsm.gov.tr

Bu haber icin adres:
http://www.bayburtsm.gov.tr/modules.php?name=News&file=article&sid=22