Anasayfanız Yapın!  |   Favorilere Ekleyin!

Yönetim
İl Sağlık Müdürü
Sağlık Müdür Yardımcısı
Birimler
İl Sağlık Müdürlükleri Web
Sağlıklı Yaşam Merkezi

 Aşı Takvimi
 ideal Kilo
 Vücut Yağ Oranı
 Okul Çağı Sağlıkllı Beslenme
 İlköğretim Sağlıklı Beslenme
 Ergenlerde Sağlıklı Beslenme
 Besinler ve öneriler
Sağlık Mevzuatı
 Yönetmelikler
 Genelgeler
 Yönergeler
 Tüzükler
 Tebliğler
Bebek Dostu İl
Click Image

Bayburt Sağlık Müdürlüğü
Bayburt
 Tarihçe
 lİlçeleri
 Ulaşım
 Resim Galerisi
 Yerel Medya
Bayburt Yerel Medya
Google
Google
Google
Google
Anket
Müdürlüğümüzün çalışmaları yeterlimi ?

Evet yeterli buluyorum
Hayır yeterli bulmuyorum
Fikrim yok



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 1622
Yorum:
HANTAVİRÜS ve TULAREMİ 11 Punto  14 Punto 
İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Emine ÇAN  “HANTAVİRÜSve TULAREMİ” hakkında genel bir değerlendirme yaptı











 

İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Emine ÇAN  “HANTAVİRÜSve TULAREMİ” hakkında genel bir değerlendirme yaptı.

 

ÇAN yaptığı değerlendirmede aşağıdaki bilgileri verdi.

HANTAVİRÜS ENFEKSİYONU:

Bunyaviridae ailesinden bir RNA virüsü olan Hantavirüs, ilk izole edildiği yer olan Güney Kore’deki Hantaan nehrinden adını alır.

                                                   

Virusun yol açtığı Kanamalı Ateşle seyreden Renal Sendrom( HFRS) daha çok Asya ve Avrupa kıtasında görülürken, Hantavirus pulmoner sendrom (HPS)’a neden olan tip daha çok Amerika kıtasında görülmektedir. Bu grupta bulunan virüsler temel olarak şu şekildedir;

Cins
   

Üyeleri

Bunyavirus
   

Bunyamwero virus

Kaliforniya ensefaliti virüsü

La Crosse virusu

Hantavirus
   

Hantaan virus

Muertto Canyon virus

Phlebovirus
   

Rift Vadisi Ateşi virüsü

Nairovirus
   

Kırım-Kongo HA virüsü

Tospovirus
   

İnsanlarda patojen değil

 

 

Epidemiyolojisi:

Kemirgenlerde dünya çapında görülmektedir. Virusun yol açtığı böbrek sendromlu kanamalı ateş (HFRS) daha çok Asya ve Avrupa kıtasında görülürken, hantavirus pulmoner sendrom (HPS)’a neden olan tip daha çok Amerika kıtasında görülmektedir. Dünyada yılda 200.000 vaka bildirimi yapılmaktadır. Komşularımızdan Rusya'nın güney bölgesi ve Balkanlar'da uzun yıllardır görüldüğü bilinen hastalık ülkemizde de görülmeye başlamıştır.

Bulaşma Yolu:

Hantavirüs başlıca fare olmak üzere çeşitli kemirgen türleri vasıtasıyla taşınır. Hastalık bu kemirgenlerin dışkısı, idrarı veya salyasıyla çevreye atılmaktadır. Gıdalara bulaşmış virüsün ağız yoluyla alınması veya bu tozların solunum yoluyla vücuda alınır.

Belirtiler:

Virüsün alımından 1-5 hafta sonra bulgular görünmeye başlar. Ani başlayan yüksek ateş, üşüme tireme, halsizlik, yaygın adale ağrıları, baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi şikayetler ortaya çıkmaktadır. Bu şikayetlerin başlamasından kısa bir süre sonra kan trombosit sayısında azalma ve böbrek işlevlerinde bozulma görülmektedir. Öksürük nefes darlığı görülebilir. Hastalık çok hafif şikayetlerle seyredip kendiliğinden iyileşeceği gibi diyaliz gerektiren ciddi böbrek yetmezliğine de sebep olabilir.

Hastalığın Seyri:

Damar çeperinin hasar gördüğü viral bir hastalıktır; damar geçirgenliğinin artmasına, hipertansiyona, hemorajik (kanamalı) belirtilere ve şoka sebebiyet verir. HFRS Sendromu’nda Oligüri (idrar miktarında azalma) ile Böbrek Yetmezliği görülmesi karakteristiktir. HPS Sendromunda ise Akciğer Ödemi yüzünden nefes almada zorluklar görülür. Vakaların %15-%50’sinde ölüm görülür

Tedavi:

Hantavirus enfeksiyonun aşısı veya spesifik bir tedavisi yoktur. Erken dönemde hastalara, yoğun bakım şartlarında entübasyon ve oksijen tedavisiyle solunum desteği sağlanabilir. Risk grupları: Farelerle temas olasılığı daha yüksek olan çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, liman işçileri gibi meslek grupları daha çok risk altındadır.

.

Korunma:

Hastalığı önlemeye yönelik halen etkili bir aşı yoktur. Endemik bölgelere giden ve kemirgenlerle temasa maruz kalabilecek, mesleği gereği seyahat edenler, kamp yapanlar, gezginler kemirgenleri çadırlarından ve konakladıkları yerlerden uzak tutacak önlemler almalı ve yiyeceklerini kemirgenlerden kaynaklanabilecek herhangi bir bulaşma olmaması için kemirgenlere karşı korumalıdır. Kemirgenlerin yaşadığı ortamlarda çalışanların eldiven ve maske takılması, dezenfektan kullanılması gerekir. Kemirgenlerle ve bu hayvanların ifrazatlarıyla (dışkı, salgı ve idrar gibi) temastan kaçınılmalıdır. Kemiricinin idrar ve dışkısı ile kirlenmiş yüzeyler % 10'luk çamaşır suyu kullanılarak silinmelidir. Riskli yerlere temas sonrasında eller su ve sabunla yıkanmalıdır dedi.

 
İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

 
http://www.bayburtsm.gov.tr/HaberResimleri/2010/Hantavirus.JPG

 

İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Emine ÇAN  “HANTAVİRÜS” hakkında genel bir değerlendirme yaptı.

 

ÇAN yaptığı değerlendirmede aşağıdaki bilgileri verdi.

TULAREMİ ENFEKSİYONU:

 

Tularemi, Francisella tularensis’in etkeni olduğu özellikle kuzey yarım kürede yer alan ülkeler başta olmak üzere Kuzey Amerika, Avrupa, Japonya ve Rusya’da hemen her mevsimde görülebilen bir zoonozdur. Sporadik olgular şeklinde görülmesi yanında epidemilere de yol açabilmektedir.

            Tarihçe

            McCoy ve Chapin etkeni 1911 yılında, ilk kez Kaliforniya’nın Tulare bölgesinde veba benzeri hastalığı olan sincaplardan saptamış ve bakteriye “Bacterium tularense” ismini vermişlerdir. 1919 yılında Dr. Edward Francis, insan olgularında etkeni kandan izole etmiş, serolojik tanısını ve bulaş yollarını tanımlamıştır; bunun üzerine Bacterium tularense adı Francisella tularensis olarak değiştirilmiştir.

            Epidemiyolojisi

            F. tularensis, küçük, aerop, pleomorfik, soluk boyanan, gram-negatif bir kokobasildir. En iyi 35°C’de ürer, koloniler 2-5 gün içinde oluşur. Tularemi, esas olarak kuzey yarım kürede ve çoğunlukla 30-71° kuzey enlemleri arasında görülmektedir.

Her mevsim görülebilmesine karşın, doğadaki etkinliklerin artmasına bağlı olarak yaz aylarında ve avcılık nedeniyle de kış aylarında daha sık görülmektedir. Hastalık, tüm yaş gruplarında görülmekle birlikte, riskli aktiviteleri çoğunlukla erişkin yaştaki erkeklerin yapması nedeniyle olguların çoğunluğunu 30 yaş üstü erkekler oluşturmaktadır.

F. tularensis doğada oldukça yaygındır. Yüzden fazla omurgalı ve omurgasızları enfekte edebilse de bakterinin doğal rezervuarları çoğunlukla yabani tavşan, sincap, su ve tarla faresi, kunduz, geyik ve rakun gibi kemirici vahşi hayvanlardır. İnsan ve evcil hayvanlar, F.tularensis’in rastlantısal konağıdır. İnsanlara hastalık farklı şekillerde bulaşabilmektedir. İnsanlara bulaşma, en sık bakteriyi taşıyan enfekte kene veya sinek gibi vektörlerin ısırmasıyla ya da kontamine hayvan ürünlerin temasıyla olmaktadır. Kontaminasyonlar açısından izolâsyonu tam olarak sağlanamamış, hayvanların kolayca kirletebileceği, yeterli klorlama yapılamamış ya da klorlamada sürekliliğin sağlanamadığı kaynak ve depolardan su içilmesi  ile enfekte hayvan dokusuyla kirlenmiş besinlerin tüketimi özellikle tularemi epidemilerinde görülen ana bulaş yollarından birisidir. Kontamine tozların solunması ve enfekte hayvan tarafından ısırılma diğer bulaş yollarıdır.

            Tularemi, insandan insana bulaşmaz. Bulaş yolları nedeniyle; avcılar, tarımla uğraşanlar, ormanda çalışanlar, veteriner hekimler ve laboratuvar çalışanları risk grubunda yer almaktadırlar.

F. tularensis hakkında akılda tutulması gereken diğer bir önemli nokta da potansiyel biyoterörizm ajanı olabilmesidir.

            Klinik

            Klinik bulgular bakterinin virülansına, giriş yerine, sistemik tutulumun yaygınlığına ve konağın immün durumuna bağlıdır. Tularemi 6 klinik formda karşımıza çıkabilir: ülseroglandüler, glandüler, oküloglandüler, orofarengeal, tifoid ve pnömonik.

Kuluçka süresi 3-5 (1-21 gün) gündür. Hastalık aniden, soğuk algınlığı benzeri semptomlarla başlar. Üşüme titreme ile yükselen ateş, halsizlik, iştahsızlık, başağrısı vardır. Diğer önemli semptomlar öksürük, miyalji, boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, bulantı, karın ağrısı ve diyaredir. Rölatif bradikardi olguların yaklaşık yarısında gözlenir. Tularemide tedavi verilmezse klinik aylarca sürebilir. Hastalık subklinik olarak da seyredebilir.

 

Tanı

 Seroloji ile konur.

            Komplikasyonlar

            En sık karşılaşılan komplikasyon lenf nodu süpürasyonudur ki, uygun tedavi altında da gelişebilir. Uygun tedavi altında süpürasyon gelişen lenf nodu içeriği sterildir ve drenajdan fayda görür. Ağır seyirli tularemilerde görülebilen komplikasyonlar arasında renal yetmezlik, rabdomiyoliz, hepatit, menenjit, ensefalit,

perikardit, peritonit, osteomiyelit, dalak rüptürü, tromboflebit sayılabilir. Ancak uygun antibiyotiklerin kullanıma girmesiyle görülme sıklığı azalmıştır.

            Tedavi

            Zamanında ve uygun yapılmayan tedavilerle F. tularensis enfeksiyonlarında mortalite % 30’lara kadar çıkabilmektedir. Tedavi ile mortalite %4’ün altına düşürülmüştür.

Streptomisin ilk seçilecek antibiyotiktir. Streptomisin dışında gentamisin de etkilidir. Tetrasiklinler, kloramfenikolde önerilmektedir. Ancak bakteriostatik olmalarından ötürü relaps oranları yüksektir. Tedavi süresi 7-14 gündür. Menenjit olgularında streptomisin kloramfenikol ile birlikte verilir.

Korunma-kontrol

Kemiricilerle mücadele, artropod ısırmasına karşı kovucular sürülmesi ve ayak bileği, el bileği ve boyun gibi artropodların girmesine uygun yerleri sıkı olan kapalı giysiler giyilmesi,

İçme ve kullanma sularının klorlanması ile klorlama işlemlerinde sürekliliğin sağlanması,

 

Özellikle kırsal kesimlerde bulunan içme ve kullanma sularına ait kaynak, kanal, boru ve depoların, kontaminasyonları önleyecek şekilde ıslahının sağlanması hususunda ilgili kurum ve kuruluşlarla icap eden iş birliğinin gerçekleştirilmesi,

Kaynağı belirsiz veya yeterince klorlama yapıldığından emin olunmayan suların kaynatılarak içilmesi,

Suların ferdî dezenfeksiyonu, meyve ve sebzelerin bol su ile iyice yıkandıktan sonra tüketilmesi gibi konularda halkın bilgilenmesine ve bilinçlendirilmesine yönelik eğitim verilmesi,

Tulareminin endemik olduğu bölgelerde avcıların, av hayvanlarını kesme, yüzme gibi işlemlerinde veya hasta görünümlü hayvanlara temas ederken eldiven, maske ve gözlük kullanması, bu hayvanlara ait etlerin iyice pişirilerek yenmesi

Aşı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Şüpheli ya da kanıtlanmış yüksek riskli maruziyetlerde 14 günlük siprofloksasin ya da doksisiklin profilaksisi önerilmektedir dedi.

 

 
                                                                                      

 İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
Tarih: 20.04.2010 Saat: 14:05 Gönderen: hikmetim71
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla
· Haber gönderen hikmetim71


En çok okunan haber: :
Bayburt Bebek Dostu İl Oluyor

Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

İlgili Konular


"Login" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

BAYBURT İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ

 

Santral : (458) 211 2831  Faks : (458) 211 7616

Sekreterlik : (458) 211 6502 - 211 8686
Adres : Şeyhhayran Mah. Danişmendiler Cad. No:50